Değerli Okurlarımız, Osmaniye’mizin değerli Edebiyatçısı, şair ve yazarı Bestami Yazgan hocamızın “BU MEKTUP SANA” başlığıyla evlatlarına, öğrencilerine ve okurlarına yazmış olduğu mektupları sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Örnek, ders niteliğindeki bu mektuplardan umarım hisseler çıkartırız…

12 Mart 2018

HÜRRİYET ÇİÇEĞİ

Sevgili Öğrencilerim,
Ne zaman vatan, millet, bayrak konusu açılsa kendinizden geçercesine, “Gerekirse canımızı veririz öğretmenim.” diyorsunuz. Bu sözünüzde samimi olduğunuza kesinlikle inanıyorum. Çünkü sizler, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda “Bir gül bahçesine girercesine şu kara toprağa giren” şehitlerin torunlarısınız.
Vatanın Hür Çocukları,
Biliyor musunuz, bir şeye çok üzülüyorum. Neye mi? İstiklâl Marşı törenindeki bazı davranışlarınıza. Bayrak geliyor, biraz sonra marş söylenecek; siz birbirinizle konuşmaya devam ediyorsunuz.
“Ama öğretmenim, biz daha çocuğuz.” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Haklısınız. Fakat bayrağımız şanla, şerefle dalgalansın, İstiklâl Marşı gururla söylensin diye şehit olanların arasında çocuk sayılacak gençler de vardı.
Şehit Salih, nişanlısına sarılamadan kara toprağa sarılmıştı. Onbaşı Kemal, yeni doğan çocuğunu öpemeden mübarek vatan toprağını öpmüştü. Aksaraylı Ali, diktiği ağacın meyvelerini toplayamadan cennet bahçelerinden meyve toplamaya gitmişti...
Vatan Evlatları,
İstiklâl Marşı’mızı söylerken bunları da düşünmenizi, sevginizi sadece sözle değil, davranışlarınızla da göstermenizi istiyorum. Bakın şehit dedelerimiz bize nasıl sesleniyor:
 “Yurda ışık vermek için,
Mutluluklar dermek için,
Gerekirse yıldızlara
Çıkmak gerek yavrucuğum.
Kuşanıp bilgi çağını,
Yurtta sevgi ocağını,
Her gönülde birer birer
Yakmak gerek yavrucuğum.
Her türlü zorluğa karşı,
Dillerde İstiklâl Marşı,
Al bayrağı gökyüzüne
Çekmek gerek yavrucuğum...”
İmza
Sizi çok seven öğretmeniniz