Tokat’ın Yaylakent köyünde yaşayan Fındık Bebek, hayatının zorlu bir döneminde ninelerinden kalan yöresel kıyafetlere ilgi duymaya başladı. Herhangi bir usta veya halk eğitim merkezinden ders almadan, sadece gözlem ve merak yoluyla bu zorlu zanaatı öğrenen Bebek, yaklaşık 40 yıldır dikiş makinesinin başında ter döküyor.

Kendi imkânlarıyla geliştirdiği teknikler sayesinde bugün çevre illerden dahi sipariş alan bir sanatçıya dönüşen Fındık Bebek, el emeğiyle kültürel bir köprü kuruyor.

Orta Asya’nın Anadolu’daki Simgesi 3 Etek
Orta Asya’dan göç eden atalarından miras kalan "3 etek" geleneği, bölge kültürünün en nadide parçalarından biri olarak kabul ediliyor. Üst, fistan ve önlük olmak üzere üç ana parçadan oluşan bu kıyafetin her bir motifi ve dikiş tekniği tarihsel bir derinlik taşıyor. Fındık Bebek, her gelinin sandığında mutlaka bu kıyafetin bulunması gerektiğini vurgularken, bu giysinin sadece bir tekstil ürünü değil, bir topluluğun ortak hafızası ve kimliği olduğunu ifade ediyor.

Yaşa Ve Statüye Göre Şekillenen Sanat
Geleneksel sanatların yaşa göre farklılık gösterdiğini belirten Fındık Bebek, dikişlerindeki ince detaylara dikkat çekiyor. Yaşlı kadınlar için daha sade ve düz modeller dikilirken, genç kızlar ve gelinler için süslü, işlemeli ve canlı renklerin hakim olduğu tasarımlar yapılıyor. Bebek, bu geleneğin toplumsal statüden bağımsız olduğunu belirterek,
"Bizde her gelin, okusa da okumasa da, makamı ne olursa olsun bu töreyi yaşatır ve 3 eteğini giyer"
diyerek kültürün birleştirici gücüne vurgu yapıyor.

Gelecek Nesillere Miras Bırakılan Töre
Fındık Bebek, yıllardır büyük bir sabırla diktiği kıyafetleri "kutsal" olarak nitelendiriyor. Değişen moda akımlarına ve dijitalleşen dünyaya rağmen el emeği göz nuru dikişlerin asla değer kaybetmediğini dile getiriyor. Ata yadigârı bu geleneğin yaşatılmasından duyduğu mutluluğu paylaşan usta sanatçı, son nefesine kadar bu mirası yaşatmak istediğini belirterek, geleneksel el sanatlarının korunması noktasında yeni nesillere ilham kaynağı olmaya devam ediyor.




