Regaip kelime olarak, elde edilmesi arzu edilen değerler, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir.

Zamanın her anı değerlidir ve boşa harcanan zamanın telafisi mümkün değildir. Bu nedenle insan ömrünün her anı çok değerlidir. Ancak bazı zamanlar vardır ki onların kıymeti diğer zamanlardan daha fazladır. Regaip gecesinin içinde bulunduğu Recep ayı da bunlardan biridir. Halk dilinde "üç aylar" olarak anılan rahmeti, bereketi ve mağfireti bol olan manevi bir mevsime girişimizin habercisidir. Milletimizin “kandil” olarak adlandırdığı bu geceler, gönül evlerimizi aydınlatan ışıklardır.

Regaip Kandili, Üç Ayların başlangıcını müjdeleyen ve toplumda manevî farkındalık oluşturmayı amaçlayan mübarek gecelerden biridir. Recep ayının ilk cuma gecesine denk gelen Regaip Kandili, Müslümanlar için rahmet ve bereket iklimine açılan bir kapı niteliği taşır.

Hz. Peygamber (s.a.s.), bazı mübarek gün ve gecelerin değerlendirilmesini tavsiye etmiş (Buhârî, Savm, Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, Beyhakî, Ma‘rifetü’s-sünen ve’l-âsâr), kendisi de bizzat değerlendirmiştir. (Tirmizî, Savm, İbn Mâce, İkâmetü's-salavât, Nevevî, el-Mecmû) Ancak bugün ve gecelere ait özel bir namaz veya ibadet şeklinden bahsetmemiştir. Bu bağlamda mübarek gün ve geceleri, bağışlanma ve hayatımıza çekidüzen vermek için fırsat anı olarak görmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla müminler kandil gecelerinde, hayatlarının gidişatını gözden geçirmeli; hata ve günahları için tövbe etmeli, dua ederek, Kur’ân-ı Kerîm okuyup anlamaya çalışarak, kaza veya nâfile namaz kılarak bu fırsatları değerlendirmelidirler.

Regaip Kandili

Kandil gecelerinin gündüzlerinde yani geceyi takip eden ertesi günde oruç tutmak müstehaptır. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.),

“Şaban’ın on beşinci gecesi (yani berat gecesi) olduğunda o gece ibadet ediniz, gündüzünde de oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasına (rahmeti ile) tecelli eder ve fecir doğana kadar şöyle buyurur: Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim, yok mu isteyen!”

(İbn Mâce, İkâmetü's-salavât, Tirmizî, Savm) buyurmuştur. Bununla birlikte Recep ayı; Şaban ve Ramazan aylarından önce gelmesi sebebiyle, müminler için manevî bir hazırlık süreci olarak kabul edilir ve sevinçle karşılanır. Nitekim Peygamber Efendimizin, Recep ayı girdiğinde,

“Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır”

şeklinde dua etmiştir.

Kur’an-ı Kerim ve hadislerde Regaip Gecesi’ne mahsus özel bir ibadet ya da namazdan bahsedilmemekle birlikte, İslam âlimleri ve gönül ehli bu gecenin; dua, tövbe, istiğfar ve hayırlı amellerle ihya edilmesini tavsiye etmektedir.

Gündüzünde Oruç Tutmak

Receb ayının ilk cuma gecesine denk gelen Regaib Kandili öncesinde, yani Perşembe günü, Allah dostları oruç tutulmasını tavsiye etmişlerdir. Bu oruç, perşembe ve cuma olmak üzere iki gün tutulabileceği gibi, sadece cuma günü tutulmasını uygun görenler de vardır.

Kaza Namazı ve Nafile Namaz Kılmak

En mühim hususlardan biri namazdır. Hak dostları bu gecede namaz kılmanın ehemmiyetine dikkat çekmişler ve namaz borcu olanların kaza namazı kılmalarını tavsiye etmişlerdir. Kur'ân-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde bu geceye ait özel bir namazdan veya ibadet şeklinden bahsedilmemiştir.

Kur'an-ı Kerim Okumak

Allah dostları Regaip gecesinde çokça Kur'ân-ı Kerîm okunmasını tavsiye buyurmuşlardır. İbni Mesut radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.”

(Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16) İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)

Antalya’da Otobüste Unutulan Cüzdan Sahibine Teslim Edildi
Antalya’da Otobüste Unutulan Cüzdan Sahibine Teslim Edildi
İçeriği Görüntüle

Regaip

Dua Etmek

Bu mübârek geceler, rabbimize duâ ve niyazda bulunma zamanlarıdır. Ayet-i kerîmede buyrulur:

“(Ey Rasûlüm!) De ki: Sizin duâ ve niyâzlarınız olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin?”

(el-Furkân, 77) Yine rabbimizin verdiği nimetlere hamd ve şükür halinde bulunmayı unutmamalıdır.

Salavat Getirmek

Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimize salavat getirmeyi Allah Teâla emretmiştir. Ayet-i kerîmede buyrulur: “Şüphesiz ki Allâh ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)

Sadaka Vermek

Allah yolunda infakta bulunup sadaka vermenin kişiyi pek çok tehlike ve belâlardan muhâfaza edeceği, buna ilâveten sadaka sahibini muhabbetullâh’a nâil eyleyeceği unutulmamalıdır. Bu müstesnâ geceler de sadaka vermeye en güzel vesilelerdir. Zira Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:

“Allah yolunda infâk edin! Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Bir de ihsanda bulunun. Zira Allah, muhsinleri (iyilikte bulunan, işini güzel yapan ve ihsan şuuru ile yaşayanları) sever.”

(el-Bakara, 195)

Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- zengin-fakir her mü’mini infâka teşvik eder; bir hurmadan başka bir şeyi olmayan için; “Yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinden korunun, onu da bulamazsanız güzel ve hoş bir söz ile korunun.” buyururdu. (Buhârî, Edeb, 34)

Hamd Etmek ve Şükür Halinde Bulunmak

Bu mübârek gecelerde Rabbimize çokça hamd etmeli ve şükür halinde bulunmalıyız. Âyet-i kerîmede “Ölümsüz ve daima diri olan Allah’a güvenip dayan. Onu hamd ile tesbih et!” (Furkân sûresi, 58) buyrulmaktadır.

Allah’ı Çokça Zikretmek

Mübârek gecelerde Rabbimizi zikretmeye daha çok önem verilmelidir. Âyet-i kerîmede buyrulur: “Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle, sabah-akşam Rabbini an. Gâfillerden olma!” (el- A’râf, 205) “Rabbinin ismini zikret ve bütün varlığınla O’na yönel.” (el-Müzzemmil, 8) “Allâh’ı zikretmek, elbette en büyük (ibâdet)’tir.” (el-Ankebût, 45).

Kaynak: Din İşleri Yüksek Kurulu, İslam ve İhsan, AA