Adana’nın güneyinde yer alan Yumurtalık Lagünü Milli Parkı, barındırdığı benzersiz ekosistemle dikkat çekiyor. Milli park sınırları içinde yer alan irili ufaklı göller, su yüzeyinde oluşan organik şekiller ve doğal yapılarla bölgenin en önemli sulak alanlarından birini oluşturuyor. Bu sulak alanlar, sadece görsel bir güzellik sunmakla kalmayıp, bölgenin ekolojik dengesi için kritik bir rol üstleniyor.

Zengin Biyolojik Çeşitlilik
Bölge, sahip olduğu biyolojik çeşitlilik ile doğaseverlerin ve bilim insanlarının odak noktasında yer alıyor. Lagün içinde bulunan göller; nadir kuş türlerine, sucul canlılara ve endemik bitki topluluklarına ev sahipliği yapıyor. Doğa ile insan faaliyetlerinin iç içe geçtiği bu yapı, lagünün korunması gereken en hassas noktalarından biri olarak öne çıkıyor.

Geleneksel Balıkçılığın İzleri
Milli parkın doğal dokusu içinde sürdürülen insan faaliyetlerinin başında geleneksel balıkçılık geliyor. Bölge halkı, yüzyıllardır süregelen yöntemlerle göllerde avlanarak geçimini sağlıyor. Modern tekniklerin aksine, doğaya zarar vermeyen geleneksel yöntemlerin tercih edilmesi, lagün ekosisteminin sürdürülebilirliğine de doğrudan katkı sunuyor.

Su Yüzeyinde Balıkçı Ağları
Lagünün sığ göllerinde ağ seren balıkçılar, gün doğumundan gün batımına kadar yoğun bir mesai harcıyor. Su yüzeyine serilen balıkçı ağları, lagünün dingin suyu ile birleştiğinde ortaya seyri doyumsuz manzaralar çıkarıyor. Balıkçıların su üzerindeki hareketliliği, milli parkın biyolojik çeşitliliğiyle birleşerek bölgeye dinamik bir estetik kazandırıyor.

Turizm ve Koruma Dengesi
Yumurtalık Lagünü Milli Parkı, sunduğu görsel zenginlik ve sulak alan ekosistemiyle eko-turizm potansiyeli taşıyor. Yetkililer, bölgedeki doğal yapının korunması ve insan faaliyetlerinin bu dengeyi bozmaması için çalışmalarını sürdürüyor. Hem geçim kaynağı olan hem de doğa harikası olarak kabul edilen lagün, Adana’nın en değerli mirasları arasında yer alıyor.





