Ölenin Ardından Kalan Yük: Vefanın Yorduğu İnsanlar

Vefa, insanı yücelten bir erdemdir; ancak yanlış ellerde, sessizce insanı tüketen ağır bir imtihana dönüşebilir. Hatıralar yaşatılsın diye verilen mücadele, bazen insanın kendi ömründen çalar.

Abone Ol

İnsan Ne İçin Yaşar?

İnsan hayatta ne için yaşar?
Onuru için mi, namusu için mi, gururu için mi?
Belki de hepsinden önce insan kalabilmek için…

İnsanı insan yapan, sahip oldukları değil; vazgeçemedikleridir. Vefa da bunların başında gelir. Unutmamak, yapılan iyiliği hatırlamak, zor zamanda uzatılan eli inkâr etmemektir vefa. Ne bir borçtur ne de karşılık bekler. O, vicdanın zamana karşı direnişidir.

Ölenin Ardından Kalan Yük

Peki ya vefa duyduğunuz insan artık bu dünyada yoksa?
Onun adını yaşatmaya çalışırken, hatırasına sahip çıkarken sürekli engelleniyorsanız? Hakarete uğruyor, iftiraya maruz kalıyor, yalnız bırakılıyorsanız?

İşte o zaman vefa, bir erdem olmaktan çıkar; ağır bir yüke dönüşür. Çünkü artık karşınızda sizi anlayacak bir muhatap yoktur. Sizinle kavga edenler, aslında ölenle değil; sizin vicdanınızla mücadele eder.

Vefa Alkış Almaz

Vefa çoğu zaman ödüllendirilmez.
Aksine, en çok vefalı olan yıpranır.

Vefasızlık kalın bir zırh gibidir; eleştiri işlemez, vicdan sızlamaz. Ama vefa, çıplak ayakla dikenli bir yolda yürümektir. Her adımda biraz daha kanarsınız. En sonunda da şu soruyla baş başa kalırsınız:
“Ben neden bu kadar yoruldum?”

Doğruyu Savunmanın Bedeli

İnsanı yoran şey mücadele değildir aslında.
Yoran; doğruyu savunurken yalnız kalmak, iyiliği anlatmaya çalışırken kötü ilan edilmek, bir hatırayı korurken kendi hayatından vazgeçtiğini fark etmektir.

Ve insan bir noktada kendine şu soruyu sorar:
“Bunca incinmeye rağmen neden hâlâ vefa gösteriyorum?”

Vazgeçmek mi, Kendinden Vazgeçmek mi?

Cevap ağır ama nettir:
Vefadan vazgeçmek, çoğu zaman kendinden vazgeçmektir. Bir gün aynaya bakıp “Ben doğru olanı yaptım” diyebilmek, bütün iftiralardan daha değerlidir.

Ama burada ince bir çizgi vardır.

Vefa Kendini Yok Etmek Değildir

Vefa; kendini tüketmek, ömrünü çürütmek değildir. Hatıraya sahip çıkarken kendi hayatını yok etmek, iyilik sayılmaz. Vefa; ölçüyü bilmektir. Gerektiğinde susmayı, geri çekilmeyi, mesafe koymayı da bilmektir.

En büyük sadakat bazen yüksek sesle değil; vakur bir sessizlikle gösterilir.

Hatıralar Gürültü Sevmez

Bazı insanlar kalabalıklarda yaşatılmaz.
Bazı hatıralar alkışla korunmaz.

Onlar insanın içinde, en temiz yerde saklanır.
Ve oraya kimse zarar veremez.

Ben bu satırları, kimseye ders vermek için değil; kendime bir not düşmek için yazıyorum. Vefanın neden bu kadar ağır geldiğini, neden insanı yorduğunu hatırlamak için…

Bilirim ki herkes kendi vicdanıyla yürür bu hayatta. Benim yolumda vefa varsa, bunun bedeli de bana aittir. Günün sonunda kaybettiğim şeyler olabilir ama kaybetmek istemediğim tek şey, kendimdir. Ve inanıyorum ki bazı insanlar gider, bazı hatıralar kalır; insanı ayakta tutan da zaten o sessiz sadakattir.