Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden geçen sürede, fiziksel yaralanmaların yanı sıra kronik ağrılar da gün yüzüne çıkmaya başladı. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Beşir Şahin İnceer, deprem anında yapılan ani hareketlerin ve vücudun kendini korumak için geliştirdiği sert reflekslerin omurga üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu belirtti.
Kaçma ve korunma sırasında oluşan bu zorlanmalar, bugün pek çok hastada bel fıtığı olarak karşımıza çıkıyor.
Zorlu Yaşam Koşulları ve Ağır Yükler
Sadece deprem anı değil, sonrasındaki süreç de bel sağlığını olumsuz etkiledi. Dr. İnceer, deprem sonrası eşya taşıma, ev değişiklikleri ve barınma koşullarına dikkat çekti. Çadır, konteyner ve araçlarda uzun süre kalmanın omurgada anormal bir yüklenmeye yol açtığını ifade eden İnceer, bu durumun bel ağrılarını ve fıtık oluşumunu tetiklediğini vurguladı.
Psikolojik Stres Kasları Kilitliyor
Depremin görünmeyen yüzü olan psikolojik stresin de kas-iskelet sistemi üzerinde yıkıcı etkileri bulunuyor. Uzm. Dr. İnceer, vücudun her an sarsıntı olacakmış gibi "savaş ya da kaç" modunda tetikte beklemesinin kasların gevşemesine izin vermediğini söyledi. Sürekli kasılı halde kalan bel ve sırt kasları, zamanla disklerin yapısını bozarak bacaklara vuran şiddetli ağrılara ve fıtıklara zemin hazırlıyor.
Erken Tedavi Hayat Kurtarıyor
Bel fıtığı vakalarının büyük bir kısmının ameliyata gerek kalmadan iyileşebildiğini müjdeleyen Dr. İnceer, hastalara önemli tavsiyelerde bulundu. Omurgada yer alan disklerin sinirlere baskı yapmasıyla oluşan ağrıların, doğru ve erken müdahale ile kalıcı hasar bırakmadan önlenebileceğini belirten İnceer, ağrısı olan vatandaşların vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiğini hatırlattı.