Klinik pratiğimde kapımı çalan ebeveynlerin çoğunda ortak bir kaygı gözlemliyorum: "Çocuğumun içine kapanmasının sebebi sadece ergenlik mi, yoksa bilmediğim bir şeyler mi oluyor?" Ne yazık ki bu soruların arkasından çoğu zaman, okul koridorlarında başlayıp dijital dünyada devam eden, bizim "akran zorbalığı" dediğimiz o yıkıcı döngü çıkabiliyor.
Bir uzman olarak şunu netlikle söyleyebilirim: Akran zorbalığı, çocukların kendi aralarındaki basit bir anlaşmazlık değil; bir tarafın diğeri üzerinde sistematik bir psikolojik tahakküm kurma çabasıdır.
Gözlem Odasından Notlar: Zorbalığı Nasıl Okumalıyız?
Zorbalık her zaman morarmış bir göz veya yırtılmış bir defterle gelmez. Bir psikolog olarak benim odaklandığım asıl nokta, çocuğun ruhsal dünyasındaki o ani değişimlerdir. Eğer bir çocuk;
• Daha önce keyif aldığı etkinliklerden uzaklaşıyorsa,
• Okul sabahları psikosomatik (fiziksel bir nedeni olmayan) karın ağrıları yaşıyorsa,
• Sosyal çevresinden kopup yalnızlığa çekiliyorsa,
burada durup bakmamız gereken bir "duygusal güvenlik" sorunu olabilir.
"Zorba" da Bir Yardım Çağrısı Olabilir mi?
Yazının bu noktasında, genellikle ihmal edilen bir perspektife değinmek istiyorum. Zorbalık yapan çocuk, çoğu zaman sadece "kötü çocuk" değildir. Kendi dünyasında ifade edemediği bir öfkenin, yetersizlik duygusunun veya ev içindeki bir modelin yansımasını sergiliyor olabilir. Bu yüzden biz uzmanlar, sadece mağduru korumakla kalmaz, zorbalık yapan çocuğun da bu davranışının altındaki kök nedeni çözmeye odaklanırız. Çünkü iyileşme, her iki tarafın da duygu regülasyonunu öğrenmesiyle başlar.
Çözümün Anahtarı: Güvenli Liman Olmak
Ebeveynlere ve eğitimcilere en büyük tavsiyem; çocuklarınıza "Sen de aynısını ona yap" demek yerine, onlara güvenli bir kale sunmanızdır. Çocuğunuz sizinle bir sorununu paylaştığında yargılanmayacağını, suçlanmayacağını ve çözümün bir parçası olacağınızı bilmelidir. Zorbalıkla mücadelede en güçlü silahımız ceza değil, empati ve sağlıklı sınırlardır.
Geleceğin Ruh Sağlığını Bugünden Korumak
Akran zorbalığı, maruz kalan çocukta özgüven kaybı ve kaygı bozuklukları gibi kalıcı hasarlar bırakabilir. Ancak bu bir kader değildir. Erken fark edilen belirtiler ve profesyonel bir yaklaşımla, zorbalığın yarattığı travmanın izlerini silmek mümkündür. Bir çocuğun çocukluk döneminde hissettiği "güven" duygusu, yetişkinlikteki psikolojik dayanıklılığının temelidir. Bu temeli sağlam tutmak için bugün onların sessiz çığlıklarına kulak vermeli ve çözümün bir parçası olmalıyız.