6 Şubat Depremi: Unutmak, Hatırlamak ve Vicdan Meselesi

“6 Şubat yalnızca bir deprem değil; ihmalin, fırsatçılığın ve vicdan kaybının toplumsal hafızadaki acı bilançosudur.”

Abone Ol

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen depremler, Türkiye tarihinin en büyük afetlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Hatay, Malatya, Osmaniye, Adıyaman ve çevre iller başta olmak üzere toplam 11 il büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı. Resmî verilere göre 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi yaralandı ve 38 bin 901 bina tamamen yıkıldı. Bu ölçekte bir felaketin toplumsal hafızadan silinmesi mümkün değildir.

Ancak aradan geçen zaman, felaketin fiziksel boyutundan çok toplumsal ve ahlaki sonuçlarının sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır. Çünkü deprem yalnızca doğanın değil, aynı zamanda ihmallerin, denetimsizliğin ve vicdansızlığın da sonucudur.

Sorumluluk ve Hesap Verilebilirlik Sorunu

Depremin ardından kamuoyunun en çok sorduğu sorulardan biri şudur:
Bu yıkımda sorumluluğu bulunanlar ne oldu?

Bina kolonlarını kesenler, kaçak yapılara göz yumanlar, yapı denetim süreçlerini görmezden gelenler ve bilimsel uyarılara rağmen çürük binalar inşa edenler büyük ölçüde yargı önüne çıkarılamadı. Tutuklananların bir kısmı kısa sürede serbest bırakıldı, birçok dosya ise kâğıt üzerinde kapatıldı. Bu durum, adalet duygusunu zedelediği gibi benzer felaketlerin tekrar yaşanma riskini de artırmaktadır.

Toplumsal hafıza yalnızca kayıpları değil, hesap sorulmayan sorumluları da unutmamalıdır.

Felaket Sonrası Dayanışmadan Fırsatçılığa

Depremin hemen ardından toplumun büyük bir kısmı dayanışma refleksi gösterdi. Sosyal medyada paylaşılan mesajlar, edilen dualar ve yapılan yardımlar, umut verici bir tablo ortaya koydu. Ancak bu tablo kalıcı olmadı.

Aylar geçtikçe, özellikle barınma konusunda ciddi bir vicdan sınavı yaşandı. Evi yıkılmayan, can kaybı yaşamayan bazı kesimler, depremzedelerin zor durumunu fırsata çevirdi. Kira fiyatları kısa sürede beş ila on kat arasında artırıldı. Evini, işini ve yakınlarını kaybetmiş insanlar, en temel ihtiyaçları olan barınmaya dahi erişmekte zorlandı.

Bu durum, afetin yalnızca fiziksel değil, ahlaki bir yıkıma da yol açtığını göstermektedir.

Toplumsal Hafıza ve Vicdanın Önemi

Depremler geçer, enkazlar kaldırılır, şehirler yeniden inşa edilir. Ancak vicdanlar enkaz altında kalırsa, asıl felaket o zaman başlar. 6 Şubat’ın yıl dönümleri yalnızca anma günleri değil; aynı zamanda kendimizle yüzleşme zamanları olmalıdır.

Unutmamak, sadece hatırlamak değildir.
Unutmamak; sorumluluk almak, ders çıkarmak ve aynı hataları tekrarlamamaktır.

Sonuç

6 Şubat Depremi, Türkiye için bir doğa olayı olmanın ötesinde, toplumsal bir sınavdır. Bu sınavda kimimizin vicdanı ayakta kaldı, kimimizin vicdanı ise enkazın altında ezildi. Gerçek anlamda “unutmamak”, sadece kayıpları anmak değil; adaleti, merhameti ve insanlığı diri tutmaktır.

Aksi halde, yıkılan sadece binalar olmaz. Toplumun temelini oluşturan değerler de birer birer çöker.