Türk Dil Kurumu tarafından 2025 yılının kelimesi olarak seçilen “dijital vicdan” kavramı, dijitalleşmenin birey ve toplum üzerindeki psikolojik etkilerini yeniden gündeme taşıdı. Kavram, dijital ortamlarda etik, empati ve sorumluluk bilincini ifade ediyor.
Uzmandan Dijital Davranışlara Dikkat Çağrısı
Manisa Şehir Hastanesi psikologlarından Ayşe Nur Yıldırım, dijital vicdanın yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda psikolojik ve toplumsal bir mesele olduğunu vurguladı. Yıldırım, dijitalleşmenin bireylerin duygu, düşünce ve davranışlarını doğrudan etkilediğini belirtti.
Paylaşmadan Önce Düşünmek Gerek
Dijital vicdanın; yorum yazmadan önce durabilmek, bir bilgiyi paylaşmadan önce doğruluğunu sorgulamak ve ekranın arkasındaki kişinin gerçek bir birey olduğunu hatırlamak anlamına geldiğini ifade eden Yıldırım, özellikle sosyal medya kullanımında bu farkındalığın büyük önem taşıdığını söyledi.
Dijital İletişim Ruh Sağlığını Etkiliyor
Dijital ortamda kurulan iletişimin bireylerin ruh sağlığı üzerinde doğrudan etkili olabildiğine dikkat çeken Yıldırım, “Bir tuşla yazılan cümleler, bir insanın özgüvenini ve ruh halini etkileyebilir. Empati kurulmadan yapılan her dijital davranış, toplumun psikolojisinde iz bırakır” dedi.
Ekran Değil, İnsan Karşımızda
Yıldırım, dijital vicdanın teknolojiyi suçlamak yerine bireysel sorumluluk almayı gerektirdiğini vurgulayarak, “Bir ekran karşısında değil, bir insanın karşısındaymış gibi davranabilmek gerekir. Karşı tarafta oluşacak duyguyu düşünebilmek dijital vicdanın temelidir” ifadelerini kullandı.
Daha Şefkatli Bir Dijital Kültür Vurgusu
Koruyucu ruh sağlığı yaklaşımı kapsamında toplumun bilinçlendirilmesinin önemine değinen Yıldırım, dijital dünyanın iyi ya da kötü olmasının kullanıcıların tutumlarıyla şekillendiğini belirtti. Daha etik, bilinçli ve şefkatli bir dijital kültürün inşa edilmesi gerektiğini söyleyen Yıldırım, dijital vicdanın günümüzde her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bir kavram olduğunu dile getirdi.