Osmaniye Çevre ve Orman Müdürü Ahmet Dolğun Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı.
Osmaniye
Çevre ve Orman Müdürü Ahmet Dolğun Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla bir
açıklama yaptı.
Sulak
alanlar, dünyanın kuruluşundan beri oluşumu devam eden dinamik bir yapıya sahip
alanlar olduğunu kaydeden Dolğun su ve buna bağlı olarak yaşamlarını sürdüren
canlılar nedeni ile de göz ardı edilemeyecek biyolojik zenginliğe sahip
olduğuna dikkat çekti.
Sulak
alanların bulundukları yerlerin iklimine ve ekonomisine de önemli etkileri
olduğunu ifade eden Çevre ve Orman Müdürü Ahmet Dolğun “İnsanoğlu var oluşundan
günümüze kadar sulak alanlardan faydalanmıştır. Günümüzde bu faydalanmalar
nüfus artışına bağlı olarak artmış, eskilerin kirlenmez, bitmez dedikleri sulak
alanların birçoğu kirlenmiş, kurutulmuş, tarla yapılmış ve yok edilmiştir. Sıtma
hastalığını önlemek için başlayan kurutma çalışmaları, gelişen teknoloji ile
birlikte yeni tarım alanları elde etme amacına yönelmiş, sazlık ve
bataklıkların yanı sıra taşkın ovalarını ve gölleri de kapsayarak, artarak
devam etmiştir. Bu arada sulak alanların kurutulması sonucu elde edilen
arazilerin pek çoğundan istenilen tarımsal üretime erişilemediği gibi; bir
kısım yerlerde de tuzlanma, rüzgâr erozyonu gibi nedenlerle kısa zamanda
verimsizleşmiştir.” Dedi.
Çevre ve
Orman Müdürü Ahmet Dolğun “Sulak alanlara yapılan olumsuz müdahaleler, yörenin
su rejiminin bozulmasına (Amik ovasında önceleri 6 metreden çıkan taban suyu günümüzde
500-600 metreden çıkarılabilmektedir.) ve iklimsel değişmelerin yanı sıra; bir
çok canlı türünün neslinin tehlikeye düşmesine ya da tamamen yok olması gibi
telafisi mümkün olmayan sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ülkemiz
sulak alanlar bakımından Avrupa ve Ortadoğu’nun en önemli ülkelerinden biridir.
Türkiye'deki sulak alanlar hala büyük tehlikelerle karşı karşıyadır ve hala
sulak alan kayıpları devam etmektedir. Bunun başlıca nedeni, hala kamuoyunda
sulak alanların öneminin yeterince bilinmemesi ve sulak alanların
önemsenmemesidir. Oysa sulak alanlar, yurdumuzun doğal kaynaklarının en
duyarlısı, buna karşılık biyolojik çeşitliliği destekleyen ve biyolojik
üretkenliği, tropik ormanlardan sonra en fazla olan, önemli ekosistemlerin
başında gelmektedir. Bu nedenlerden dolayı sulak alanlarımıza sahip çıkmalı ve
geleceğimizi garanti altına almalıyız. “ şeklinde konuştu. Haber Merkezi